31 Aralık 2011 Cumartesi

Mutlu Yıllar

2011'in En Güzel 3'ü...


2011'e vedaya saatler kala akıllarda yer eden 3 kareyi paylaşmak istedim. İlki Wayne Rooney'den...

İkincisi El Madrigal'de ki gol sevincinde tribünü yıkan Napoli taraftarlarından...

3.sü ise her ne kadar içim kan ağlayarak koysam da buraya, Ronaldo'nun Messi'ye bir nevi biat ediyormuş görüntüsü.

30 Aralık 2011 Cuma

Mesut, 10 Numaranın Lanetine Karşı


Bugün Marca'nın internet sitesinde başlık böyleydi. Güzel bir inceleme yapmışlar. 2005 yılında Figo, Real Madrid'ten ayrıldığından bu yana 10 numarayı giyenlerin kötü performansı hatırlatılmış. Filmi geriye sarınca ve hafızayı biraz tazeleyince araştırmanın doğruluk payının yüksek olduğunu görüyorsunuz. Mesut'un da geçen sezon ki performansının altında olmasının sebebi 10 numaranın laneti mi diye soruyor Marca. Lanet falan deyince biraz 'Karayip Korsanları' havası oluyor ama güzel yerden yakalamışlar. Sonuçta geçen sezon büyüleyici bir performans gösteriyordu Mesut ama 23 numaralı forma giyiyordu. O performans sayesinde bu sezon, pazarlama, medya derken Mesut'a 10 numara verildi ama geçen sezon ki görüntüsünden çok uzaklaştı.

10 numaralı formanın büyük takımlarda ki önemi farklıdır. Aynı 7 ve 9 numarada olduğu gibi. Büyük takımlarda daha önce forma giymiş efsaneler sayesinde özellikle 7, 9 ve 10 numaranın satışlarda daha öne çıktığı görülmüş. Mesela Manchester United'ta Rooney'nin 8 numaradan 10'a geçmesi belki de bundandır. Ronaldo'ya da İngiltere'ye geldiğinde Best, Cantona ve Beckham'ın forması verildi. Geleceğin yıldızı olarak bakıldığı için Manchester'in büyülü 7 numarasını giymeliydi.
Messi'nin de aynı şekilde son yıllarda 10 numarayı giymesi tesadüf değil. Ronaldinho gittikten sonra pazarlama harikası olarak o formayı Messi giymeliydi. 19 numarayla devam edemezdi.

Real Madrid'te de bu durum hep böyle oldu. Wesley Sneijder, şampiyonluk yaşadığında Madrid'te aynı Mesut gibi 23 giyiyordu. Bir sonra ki sezon 10 numarayı geçirdi sırtına ve tanınmaz hale geldi. Robinho için Real Madrid forması zaten ağır geliyordu, 10 numarayla iyice dibi gördü. Lass Diarra'nın 10 numarayı nasıl aldığı ise ancak espri konusu olur. Büyük ihtimalle bir hataydı. Mesela Ronaldo 9'dan 7'ye geçti. Benzema 9'u, Kaka ise 8 numarayı aldı. Herkes lanetten bir şekilde kaçarken Mesut yakalandı. Kurtulması için tek yol, bu sezon şampiyonluğun gelmesi. Yoksa sonu Robinho ve Sneijder'e benzeyecek diye korkuyorum.

29 Aralık 2011 Perşembe

Moneyball


Son dönemde spor filmlerinin en iyisi diyebileceğim bir eser "Moneyball". Michael Lewis'in aynı adlı romanından beyaz perdeye uyarlanan ve gerçek bir hikayeye dayanan filmin başrollerinde Brad Pitt, Jonah Hill ve Philip Seymour Hoffman var. Simon Kuper ve Stefan Szymanski'nin "Futbolun Şifreleri" kitabında da geçen "Moneyball" Amerika'nın orta sıra takımlarından 'Oakland A' beyzbol takımının başındaki isim olan Billy Beane'in (Brad Pitt) , kısıtlı bir bütçe ile resmen yoktan bir takım var ederek zengin kulüplere meydan okumasını anlatıyor. Fakat bunu yaparken de beyzbol sporunun temel inançlarını baştan aşağıya sarsıyor. 25-30 yıllık scoutlarını dinlemek yerine Yale üniversitesi iktisat bölümü mezunu Peter Brand'ı (Jonah Hill) işe alarak istatistik ve ekonomiyi oyuncu transferlerinde ilk sıraya koyuyor. Tabi bunu yapınca gelenekçilerle de papaz oluyor. Bu anlattığım bölüm filmin hemen başı. Şiddetle tavsiye edeceğim, çok güzel anlatılmış bir film "Moneyball". Her kulüp yöneticisinin izlemesi gereken müthiş bir eser ve başarı hikayesi. Daha da fazla yorum yapamıyorum. İzleyin görün.

25 Aralık 2011 Pazar

2011'e veda ederken...


Son yıllarda ki heyecan dozu en yüksek bir lig yarışı izledik 2011'in ilk yarısında. Fenerbahçe mi? Trabzon mu? derken sarı lacivertliler ipi önde göğüsledi.
İkisi de iyi mücadele etti ama Sarı Lacivertliler bir tık daha iyiydi...
Sonra lig bitti...
Huzurlu bir yaz ise sadece arzularda saklı kaldı...
Temmuz'da şike, teşvik vs. patladı.
İşte o günden beri futbolu unuttuk.
Soruşturma, tapeler, ifadeler...
Televizyonlarda her kafadan bir ses çıkması, saçmalamalar...
Yeni federasyon başkanımızın yaptıkları...
Play-Off sistemi saçmalığı...
Hem ligi geç başlatıp üstüne bir de Play-Off'u ekleyip insanları futboldan soğutma...
Her açıklamada hissediler acemilik...
Her kararda büyük hatalar...
Kimsenin sen ne yapıyorsun diyemediği bir federasyon başkanı ve yönetimi...
Maçların başlamasıyla artık futbol konuşulur diye umulması...
Ama kaosu seven ülkemizde futbolun aslında o kadar da sevilmediği...
Dünyanın en büyük derbisi dediğimiz mücadelenin diziler karşısında reytingte ezilmesi...
Sorunlar tamam ama futbol olarak bu kadar kısır bir sezon...
60'ların futbolu dediğinde Schusterle dalga geçenlerin şimdi bir şey diyememesi...
Fatih Terim'in gelişiyle Galatasaray'ın futbol oynamayı hatırlaması...
Milli takımın 2012'ye gidememesi...
Hiddink'ten sonra ilginç Abdullah Avcı kararı...
Kısa bir süre unuttuğumuz şike dosyasını iddianameyle tekrar hatırlamamız...
İçeridekilerden bazılarının çıkması...
Bazılarının ifadelerine rağmen nasıl çıktığının anlaşılamaması...
Bazılarının ise neden hala içeride olduğunu anlaşılamaması...
Anlamsız bir şekilde insanların özel hayatlarını deşifre eden tapelerin ortaya atılması...
Bunlardan kimin çıkarının olduğunun ise hiç araştırılmaması...
Böyle başladı böyle bitti 2011...
2012'den beklentim ise sadece futbol...
Çok mu şey istiyorum.

24 Aralık 2011 Cumartesi

Antoine Kombouaré (2009-2011)


Futbolda Platini, siyasette Sarkozy. Böyle bir ülkede en yakın rakibinin 3 puan önünde ilk yarıyı lider bitiren Antoine Kombouare’nin de görevine son verilir, çok normal. Sezon başından bu yana birçok defa dile getirildi Kombouare’nin geleceği. Ama liderken kovulmak ancak PSG gibi bir kulübün yapacağı bir şeydi. Yıllardır rezil oluyoruz ciddi paralar harcamamıza rağmen hep başarısız olduk. Bu adam bizi şampiyonluğa götürüyor aman mı dediler bilmiyorum ama yakıştı Paris kulübüne. Çok para harcamanın başarıyı getirmediği örneklerini çok gördük geçmişte. Bugün de görüyoruz hem ülkemizde hem de dışarıda. O yüzden Kombouare’nin şu ana kadar yaptığı Fransa gibi zor bir ligde başarıydı. Ancak kabul görmedi. Bir şeyi kırk defa söylersen olur hesabı sonunda Kombouare’yi kovdular. Şimdi en kuvvetli adaylar Carlo Ancelotti ve Frank Rijkaard. Gelecek olana da ateşten gömleği giydirecekler. İlk yarıyı önde kapatmış bir takıma gitmek, özellikle Fransa gibi bir ligde büyük risktir. PSG’in de öyle inanılmaz bir kadrosu yok hani. Lyon’dan, Marsilya’dan, Lille’den aşırı üstün uzak ara yapacak bir kadro değil. Sezon başında 3.yılına giren Kombouare ile ligin en güçlü şampiyonluk adayıydılar ama şimdi işleri çok zor. Yine de ligi zirvede bitirebilirler ama bu yaptıklarıyla tarihe geçtiler.

21 Aralık 2011 Çarşamba

Mont Değişimi


Real Madrid bugün kupada Ponferradina'yı 5-1 mağlup etti. Bizim için Nuri'nin ilk golünü atması güzeldi. Onun dışında da hiçbir anlamı olmayan bir karşılaşma. Maç sonunda güzel bir olay yaşanmış onun için yazıyorum bu kelimeleri. Portekizli maç sonunda tüm Ponferradina oyuncularını teker teker soyunma odasına uğurlarken rakip takım oyuncusu Dani Carril yanına geliyor ve Mourinho'nun montunu istiyor. Baba da önce bir duraklıyor, ilk defa böyle bir şeyle karşılaştığı içindir. Ancak hemen sonra montunu çıkartıp Carril'e veriyor. Güzel olay.

18 Aralık 2011 Pazar

AVB&Mancini


Geçen haftaki Chelsea-Manchester City maçından...

Slow Motion

video
Son El Clasico'dan kısa ama müthiş slow motion görüntüleri. Dünyanın en hızlı futbol oynayan 2 ekibi yavaşlatılmış halde bile yine hızlı.

16 Aralık 2011 Cuma

Figo'dan Ronaldo Yorumu


Evet derbide çok kötü oynadı. Evet 90 dakika boyunca neredeyse sahada yoktu. Evet maçın 2 kırılma anında da çok kötü vurdu topa. Bir günah keçisi aranacaktı Madrid basınınca, o isim bulunmuştu. 2 sezondur Madrid gollerinin neredeyse yarısını atan Ronaldo'nun bu kadar çok eleştirileceğini düşünmemiştim açıkçası. Derbinin son 5 dakikasında ki 'Jose Mourinho' tezarühatları da Portekizliyi kurtarıyordu. Yeni transferlere fatura kesilir diye düşünüyordum daha çok. Sonuçta Barça'nın yenileri gollerini atarken Real Madrid'in 3 yensinden ikisi tribündeydi. Ama Madrid basını acımadı Ronaldo'ya. Hatta bazıları Altın Top ödülünü kazanmayı takıntı haline getirdiğini bile söyledi. Başta kaptanlar Casillas ve Ramos hemen sahip çıktı yıldıza. Ancak son destek bu tip maçların 2 takımda da babasını oynamış Luis Figo'dan geldi: "Futbolda güzel anlar olduğu gibi kötüleri de olabiliyor. O yüzden Cristiano'yu eleştirenler futboldan anlamıyor".

Futbol TV


16 Aralık Cuma
20:00 Orduspor - Galatasaray (Ligtv)
21:30 Bayern Münih - Köln (TRT HD)
17 Aralık Cumartesi
13:00 MKE Ankaragücü - Gaziantepspor (Ligtv)
13:00 KDÇ Karabükspor - Mersin İdman Yurdu (Ligtv 2)
13:30 Kartalspor - Adanaspor (TRT 6)
16:00 Eskişehirspor - Kayserispor (Ligtv)
16:30 Freiburg - Borissia Dortmund (TRT Haber)
17:00 Newcastle United - Swansea City (Ligtv 3)
17:00 Fulham - Bolton Wanderers (Ligtv 2)
19:00 Bursaspor - Antalyaspor (Ligtv)
19:00 Mallorca - Getafe (NTV Spor)
19:00 Denizlispor - Gaziantep BŞB (TRT Anadolu)
19:30 Schalke 04 - Werder Bremen (TRT HD)
19:30 Wigan Athletic - Chelsea (Ligtv 2)
21:00 Athletic Bilbao - Real Zaragoza (NTV Spor)
21:45 Milan - Siena (Euro Futbol)
22:00 Lyon - Evian (Ligtv 2)
23:00 Sevilla - Real Madrid (NTV Spor)
18 Aralık Pazar
09:30 Kashiwa Reysol - Al Sadd (TRT HD)
12:30 Santos - Barcelona (TRT HD)
13:00 Büyükşehir Bld - Sivasspor (Ligtv)
13:00 Manisaspor - Gençlerbirliği (Ligtv 2)
13:00 Atletico Madrid - Real Betis (NTV Spor)
13:30 Karşıyaka - Akhisar Belediyespor (TRT 1)
13:30 Tavşanlı Linyitspor - Kasımpaşa (TRT Anadolu)
14:00 QPR - Manchester United (Ligtv 3)
16:00 Samsunspor - Beşiktaş (Ligtv)
16:00 Sakaryaspor - Kayseri Erciyesspor (TRT 6)
16:00 Konyaspor - Göztepe (TRT Anadolu)
16:00 Juventus - Novara (Euro Futbol)
16:00 Cesena - İnter (Smart 3D)
16:05 Aston Villa - Liverpool (Ligtv 2)
18:00 Bordeaux - Sochaux (Ligtv 3)
18:10 Manchester City - Arsenal (Ligtv 2)
18:30 B.Mönchengladbach - Mainz (TRT HD)
19:00 Fenerbahçe - Trabzonspor (Ligtv)
19:00 Bucaspor - Elazığspor (TRT Anadolu)
19:00 Osasuna - Villarreal (NTV Spor)
21:45 Napoli - Roma (Euro Futbol)
21:45 Lazio - Udinese (Smart 3D)
22:00 PSG - Lille (Ligtv 3)
22:30 Valencia - Malaga (NTV Spor)
19 Aralık Pazartesi
20:00 Çaykur Rizespor - Boluspor (TRT Anadolu)
tribundergi.com

11 Aralık 2011 Pazar

El Clasico #1/ R.Madrid: 1 Barcelona: 3


Maçtan önce tahtada anlatırsın. Bak sen buraya koşacaksın, aman bu bölgede hata yapmayın, kaptığımız hızlı toplarla atağa çıkıyoruz dersin ve arkana yaslanırsın. Ama sahaya çıktığında bütün bu yazdıklarının hepsi tahtada kalabiliyor. Hele rakibin Barcelona gibi bambaşka futbol oynayan bir takım ise o tahtayı kırmak isteyebilirsin. Mourinho da maç sırasında bunları düşünmüş müdür acaba kulübede otururken. Coentrao hariç herkes yerinde oynuyor. O da zaten yay gibi çocuk. Gençliğiyle kapatır orada ki eksikliği. Oyunun ilk bölümünde basarız önde, kaptığımız toplarla da ok gibi fırlar, bu kez yeneriz bunları be, demiş midir acaba. Demişse de ilk dakikada Benzema'nın golü plan tuttu gibi gösterdi bizlere. Barcelona ne oluyo diyordu ama işin garibi Real Madridli futbolcular da öyleydi sanki. Attıkları gole inanamıyorlarmış gibiydiler. Barcelona oyunda dengeyi kurana kadar bir daha aynı baskıyı kuramadılar önde.

Bu arada pozisyonlarda yakalamadılar değil. Ronaldo'nun çok kötü vurduğu topla 2 olsa her şey değişecekti belki de. Belki de farka giden Real olacaktı o moralle ama olmadı. Barcelona karşısında ki özgüven eksikliğinin ne kadar büyük boyutta olduğunu gördük bir kez daha. O golü kaçıran Ronaldo, oyunun kalan bölümünde daha da kötü oynadı. Tam bu sırada Real kalesine 2.kez gelen Barcelona, Messi'nin vitesi 5'e takması ve yeni transfer Sanchez'in müthiş vuruşuyla beraberliği sağladı. Bu gol bir bakıma bekleniyordu aslında. Son dönemde Barcelona'dan gol yemeden tamamladıkları kaç maç vardı ki. Ama Ronaldo'nun müthiş etkisizliğine rağmen yine de daha iyi oynuyordu Real Madrid. Ya da Barcelona daha kontrollü oynuyordu. Benzema, Mesut ve Di Maria'nın çabalarına Ronaldo da uysa belki avantajı lehlerine çevirebilirlerdi ama olmadı.

2.yarıda gelen şans golü Real'in süngüsünün düşmesine neden oldu. Son dönemde Real Madrid'in kaybettiği maçlarda Barcelona'nın şanslı olduğunu kimse dile getiremez bu golde çok kısmetliydiler. 2-1'lik Barcelona'nın üstünlüğüyle gelen buz gibi havayı Ronaldo ısıtabilirdi ama ilk yarıdakinden çok daha müsait pozisyonda bir kez daha kaleyi tutturamadı. Bu da oyunun 2.kırılma anıydı. Peşinden gelen kontra, Coentrao'nun yerini kaybetmesi ve bir başka yeni transfer Fabregas'ın golü derbinin sonucunu belirledi. Barça'nın yenileri gollerini atarken Real'in 2 yenisi, Türk oyuncuları tribündeydi. Mourinho'nun yenilen 2.golden sonra Mesut'u çıkarması bence anlamsızdı. Kaka, o eski alıp giden Kaka olsa ya da Real önde olsa anlarım ama sıkışan oyunu açacak olan ve bence fena da oynamayan Mesut'u çıkarmak pek bir şey değiştirmeyecekti, değiştirmedi de. 3-1'den sonra Higuain'in girmesi ise teknik direktörün:"bakın ben her şeyi yaptım" değişikliğinden başka bir şey değildi.

Mourinho'ya çok sallanacak bir maç değildi. Bir tek Coentrao'yu sağa koyması hata olarak görülebilir ama bu da ortaya çıkan sonucun sebebi değil. Zaten maçın sonlarında da Madrid tribünleri tezarühatlarla teknik adamlarına duydukları inancı gösterdiler. Bugün her şeye rağmen bu maçın kaybedilmesinin 1 numaralı sorumlusu Ronaldo'dur. Mourinho da onu çıkartamazdı. Başka bir oyuncu olsa 10 kere çıkartılmıştı ama söz konusu Ronaldo olunca yemiyor. Kaçırdığı ilk golden sonra bir daha toparlanamadı. 2.yarıda ki pozisyon ise ilk yarının yansımasıydı. Bu 2 golü kaçırınca yapmamalıydı ama hayata küstü. Hal böyle olunca Barcelona bir kez daha galip geldi Madrid'te. Katalanlar adına maçın yıldızı bence hatasız oynayan Puyol'du. Soldan gelen Real Madrid ataklarında kademeye mükemmel girdi ve oluşabilecek sıkıntıları başlamadan bitirdi. Abidal ters tarafta çok kötüydü mesela. Pique'yi de etkiledi.

Maçın sevindirici tarafı mağlubiyetten sonra çirkinleşen bir Real Madridli oyuncunun olmamasıydı. Bir ara Pepe ve Ramos'tan böyle bir hareket bekledim ama Barçalı oyuncularda germeyince ortamı kırmızısız bir El Clasico geride kaldı. Sonuçta maraton daha uzun. Real Madrid önümüzdeki hafta Sevilla'yı yenerse deplasmanda fark yine 3'e çıkacak. Olmaması için bir neden yok. Son yıllarda Barça mağlubiyetleri pek kötü etkilemedi Real'i. Yine kazanabilirler. Maçın güzel görüntülerinden biri de bitiş düdüğüne yakın Mourinho'nun Barcelona yedek kulübesine giderek kısa bir zaman önce operasyon geçirmesine rağmen bu karşılaşmaya çıkan Guaridola'nın yardımcısı Tito'yla konuşup moral vermesiydi.

Sonuçta çok kaliteli olmasa da heyecan dozu yine yüksek bir 'El Clasico' izledik. 2 takımda vasatı geçemedi bence. Girdikleri pozisyon sayısı aynıydı. Barcelona son bölümde 2-3 etkili kontra atak geliştirdiyse de oyunun genelinde daha çok kaçıran Madrid'ti. 2 sene önceki gibi Real'in ezildiği, ya da savunma yaptığı bir karşılaşma değildi bu. Şansların eşit olduğu bir dönemdeyiz. Şu an tek fark Barcelona'nın aşırı özgüveni ve Real karşısında ki müthiş psikolojik avantajı. Artık 'El Clasico' ları ufak farklar belirleyecek gibi gözüküyor. Bunun doğru olup olmadığını da izleyip göreceğiz.

9 Aralık 2011 Cuma

Futbol TV


9 Aralık Cuma
21:30 Hertha Berlin - Schalke 04 (TRT HD)
10 Aralık Cumartesi
13:30 Akhisar Belediyespor - Denizlispor (TRT Anadolu)
13:30 İstanbul Güngörenspor - Sakaryaspor (TRT 6)
16:30 Werder Bremen - Wolfsburg (TRT Haber)
17:00 Arsenal - Everton (Ligtv 2)
19:00 Gaziantepspor - Eskişehirspor (Ligtv)
19:00 Levante - Sevilla (NTV Spor)
19:00 Adanaspor - Konyaspor (TRT 6)
19:30 Hannover 96 - Bayer Leverkusen (TRT HD)
20:00 Sochaux - Paris Saint Germain (Ligtv 2)
21:00 Real Betis - Valencia (NTV Spor)
21:45 Inter - Fiorentina (Euro Futbol)
22:00 Marsilya - Bordeaux (Ligtv 2)
23:00 Real Madrid - Barcelona (NTV Spor)
11 Aralık Pazar
09:00 Esperance Tunis - Al Sadd (TRT 3)
12:30 K.Reysol/Auckland - Monterrey (TRT HD)
13:00 Antalyaspor - MKE Ankaragücü (Ligtv)
13:00 Gençlerbirliği - Orduspor (Ligtv 2)
13:00 Rayo Vallecano - Sporting Gijon (NTV Spor)
13:30 Giresunspor - Çaykur Rizespor (TRT 1)
13:30 Boluspor - Karşıyaka (TRT Anadolu)
14:30 Sunderland - Blackburn Rovers (Ligtv 3)
16:00 Beşiktaş - Büyükşehir Bld (Ligtv)
16:00 Mersin İdman Yurdu - Samsunspor (Ligtv 2)
16:00 Elazığspor - Tavşanlı Linyitspor (TRT Anadolu)
16:00 Bologna - Milan (Euro Futbol)
16:00 Udinese - Chievo (Smart 3D)
16:30 Borissia Dortmund - Kaiserslautern (TRT Haber)
17:00 Villareal - Real Sociedad (NTV Spor)
18:00 Stoke City - Tottenham Hotspur (Ligtv 3)
18:30 Stuttgart - Bayern Münih (TRT HD)
19:00 Malaga - Osasuna (NTV Spor)
19:00 Trabzonspor - Galatasaray (Ligtv)
19:00 Göztepe - Bucaspor (TRT Anadolu)
22:00 Lorient - Lyon (Ligtv 3)
22:30 Espanyol - Atletico Madrid (NTV Spor)
12 Aralık Pazartesi
18:00 Kayserispor - KDÇ Karabükspor (Ligtv 2)
18:00 Sivasspor - Manisaspor (Ligtv 3)
20:00 Bursaspor - Fenerbahçe (Ligtv)
20:00 Gaziantep BŞB - Kartalspor (TRT 6)
21:45 Roma - Juventus (Euro Futbol)
22:00 Chelsea - Manchester City (Ligtv 2)
tribundergi.com

Unutulmaz 'El Clasico' lar


Az kaldı El Clasico'ya. Geçen sene boku çıkmıştı neredeyse. Her hafta El Clasico oynanıyordu. Maç saati yaklaştıkça klasik olarak geçmişi bir hatırlayalım. İşte unutulmaz 'El Clasico'lar. Listeyi ESPN yapmış, sallamayın bana. Bazı maçların videoları da var. Hadi iyisiniz:)
Real Madrid 11-1 Barcelona (Copa del Generalisimo yarı finali, 1942-43)
Real Madrid 5-0 Barcelona (La Liga, 1953-54)
video
Real Madrid 2-2 Barcelona; Barcelona 2-1 Real Madrid (Şampiyon Kulüpler 1.tur, 1960-61
Real Madrid 0-5 Barcelona (La Liga, 1973-74
video
Barcelona 5-0 Real Madrid (La Liga, 1993-94)
video
Real Madrid 5-0 Barcelona (La Liga, 1994-95)
video
Barcelona 0-2 Real Madrid; Real Madrid 1-1 Barcelona (Şampiyonlar Ligi Yarı Finali, 2001-02)
Barcelona 0-0 Real Madrid (La Liga, 2002-03)
Real Madrid 4-1 Barcelona (La Liga, 2007-08)
Real Madrid 2-6 Barcelona (La Liga, 2008-09)
Barcelona 5-0 Real Madrid (La Liga, 2010-11)

8 Aralık 2011 Perşembe

Normal


Lequipe 'Mucize' başlığı atmış da kimi inandıracak çok merak ediyorum. Gerçi dürüst(!) Platini bu skoru normal karşılayabilir. 2016'yı Fransa'ya verince de normaldi. Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'ne alınmaması da normal. Her şey normal Mr.Platini'ye göre. Yıllardır en büyük mafya Uefa ve Fifa diye bağırıyorum, zaman zaman da yazıyorum. Dün gece yaşananlar son nokta oldu. Ajax'ın 2 buz gibi golüne ofsayt bayrağı kalkıyor, Zagreb'te ilk yarısı 1-1 biten maçta Lyon 2.yarı 6 gol atıyor ve gruptan çıkıyor. Her şey normal. Zagreb'te tanıdık bir isim Leko 28.dakikada 2.sarı karttan atılıyor. Hollanda'dan 2-0 haberi gelince 2.yarı coşan bir Lyon. Her şey normal abi, yok bunda bir şey. Zagrebli Vida'nın yedikleri gol sonrası Gomis'e hareketi. Her şey normal. Uefa, dünkü maçlara oynanan bahislerde anormallik tespit edilmediği ve bu konuda soruşturma açılmasına gerek görülmediği açıklaması yapmış. Bu da normal.

6 Aralık 2011 Salı

Brezilya'da Futbol Değişiyor


Brezilya ligi çok yumuşak. Brezilya liginde oynamak çok kolay. Orada çok kolay gol atılıyor abi cümleleri artık klişe oldu. Son 1-2 sezonda olsa nazar boncuğu derdim ama 2006'dan bu yana müthiş bir gol kısırlığı ya da ligin sertleşmesi durumu var Brezilya'da. Hafta sonu inanılmaz bir final yaşandı. Corinthians son haftaya Vasco Da Gama'nın 2 puan önünde girdi. Biri Paulista derbisinde Palmerias ile diğeri de Clássico dos Milhões-Milyonların Derbisi-nde Flamengo ile karşılaştı. 2 maçta da ezeli rakipleri izin vermedi şampiyonluk adaylarının kazanmasına ve karşılaşmalar berabere bitince şampiyon Corinthians oldu. Puan durumuna bakınca dikkatimi çekti gol sayıları.

38 maçta 58 gol atmış şampiyon. 2. sırada ki Vasco'nun 57 golü var. En fazla atan takım ise 60 golle 3.sırada ki Fluminense. 38 maçlık periyotta inanılmaz düşük bir rakam bu. Hiç bir takım, maç başına 2 ortalamayı tutturamamış. Hemen bundan önceki yıllara baktım. 2005'te en son yine Corinthians'ın şampiyonluğunda 87 gol atılmış. Ama o sezon oynanan maç sayısı 42. Ondan önceki sezon Santos'un 103 gollü şampiyonluğu var ama o sezon ki hafta sayısı 46. Aslında uzun dönemdir salladığımız Brezilya liginin o kadar da kolay olmadığını görüyoruz. Geçen sezon şampiyon olan Fluminense 62, ondan önce Flamengo 58 gol atmış. Sao Paulo, 2005'te Corintians'ın şampiyonluğundan sonra 3 sene üst üste şampiyon olmuş. O sezonlarda ise en yüksek gol sayısı 66 olmuş Sao Paulo'nun.

Rakamlar her şeyi anlatıyor. Yere göğe sığdırılamayan La Liga'da Real Madrid 2 sezon üst üste 102 gol atıyor. İngiltere'de de durum çok farklı değil. Kısır lig denilen İtalya bile son dönemde sınırlarını zorlamış. İstikrarlı bir şekilde iğrençliğini sürdüren tek lig Fransa. Ama Brezilya'nın gol sayılarında ki azalma gerçekten çok dikkat çekici. Bu şekilde mi devam edecek yoksa bu oran artacak mı, cevabını önümüzdeki yıllar gösterecek ama sambacıların ligi artık kolay, basit ve her vurduğunu gol olduğu bir yer değil. Tekniğin yanında sertliğin de, mücadelenin de üst düzeye çıktığını görüyoruz. Bu da aslında Avrupa'ya gelecek olan yeni nesil Brezilyalılar için güzel bir gelişme. Zira Avrupa'ya uyum sağlayabilecek mi diye düşünen teknik patronlar için de.

4 Aralık 2011 Pazar

Socrates (1954-2011)


Canlı olarak izlemedim Socrates'i. Çocukluğumda bandanası, sakalı ve ultra karizmatik duruşuyla aklımda kalmış. Zamanında canlı izlemediğim bir futbolcu için de şöyle iyiydi böyle mükemmeldi demek yanlış geliyor bana. Kasetten futbolcu transfer etmeye benziyor. Özellikle 80'li yıllara damga vuran büyük bir isim olduğunu herkes kabul ediyor zaten. Üzerine söyleyecek bir şeyim yok. Gerilmeden çektiği şutlar, kullandığı penaltılar. Sakalı, bandanası ve tıp doktorası. Böyle bir efsaneden etkilenmemek elde değil tabi. Bu kadar genç yaşta böyle büyük bir ismin ölümü ise üzücü. Sigara ve alkol hayatını bitirdi diyorlar. Kim bilir nasıl içiyordu baba ki bu duruma geldi. Cruyff, George Best ve Socrates. İkisi kötü alışkanlığının kurbanı oldu, Cruyff orada da çalımını iyi ki attı. Teknik direktörlüğü bıraktı, hayata başka bir açıdan bakmaya devam ediyor. Socrates ise Best gibi teslim oldu. Ya da savaşarak öldü diyelim. Güle güle doktor güle güle.

3 Aralık 2011 Cumartesi

Euro 2012 Gruplar


GROUP A
Poland
Greece
Russia
Czech Republic
GROUP B
Netherlands
Denmark
Germany
Portugal
GROUP C
Spain
Italy
Ireland
Croatia
GROUP D
Ukraine
Sweden
France
England

2 Aralık 2011 Cuma

Maccabi:2 Beşiktaş:3/İmza Q7


'Şişman kadın sahneye çıkmadan opera bitmez' sözüne bir örnekti Quaresma'nın golü. Beşiktaş bir sanat eseri göstermedi sahada ama önemli olan 3 puanı aldı maçın sonunda. Es kaza Dinamo Kiev kazansa, Beşiktaş da bu sadece iyi halı saha takımına mağlup olsa son maçı formalite olacaktı. Sevdiğim bir ağabey yıllar önce bana şöyle söylemişti: "Çok mu zenginsin? Hayatta hiçbir derdin yok mu? Sağlığın yerinde mi? o zaman Beşiktaş'ı tutabilirsin demişti. Dertsiz başına dert almak için". Biraz ağır bir cümle bu ama eskiye göre daha azalsa da ara sıra kendini ispatlıyor. Maccabi maçı da o eski karanlık günlere götürdü beni. Malmö, Auxerre, Valeranga maçları film şeridi gibi geçti gözümün önünden. Yorumcu da Metin Tekin olunca eyvah dedim. Bu tip maçların çoğunda canlı şahit çünkü. Allahtan Quaresma yıldızlığını gösterdi de bu korku filmi bir anda romantik komediye dönüştü.

Maç bu hale de gelmezdi aslında. Carlos Carvalhal'den Beşiktaş'ın çok çekeceği var bu kesin. Sempatik, iyi insan ama kötü bir teknik direktör. Beşiktaş'ın Gençlerbirliği maçını kaybetme sebebi, bugün de turu kaybetmesine neden olacaktı. Trabzon maçında iyi bir performans gösterdi diye aynı 11'i sahaya sürmek daha 10.dakikada hata ışığını yaktı. Trabzon maçında da bu maçta da Ekrem'i kullanmanın mantığı yok. Ne savunmada ne de hücumda etkili değil. Holosko ya da Mustafa oynasa hiç değilse hücuma bir katkısı olacak ama yok. Carvalhal'ın bu garip tercihi az kalsın tura mal oluyordu. Trabzon gibi zor bir deplasmandan sonra ortam ve fiziki şartlar itibariyle bir başka zor deplasmanda 1-2 ufak değişiklik maçı belki de bu noktaya getirmeyecekti. Almeida'dan vazgeçmek zor ama bu maçta 2.golü bulduktan sonra hemen bir Holosko değişikliği gelebilirdi. Çünkü Almeida kötüyken hiç çekilmiyor. Quaresma kötüyken bile 1-2 hareket yapabiliyor ya da yapabilme kapasitesi var ama Almeiada, kötüyken bir anda gamsız bir havaya bürünüyor, bu da takıma çok zarar veriyor.

Neyse Quaresma 2 inanılmaz golle galibiyet getirdi de rüya kabusa dönmedi. Quaresma da en nihayetinde doğru yerde serbest olarak oynamaya başladı ve potansiyelini göstermeye başladı. Bu tespiti de haftalar önce yapan Hikmet Karaman'ı kutlamak lazım. Türkiye'de herkes Quaresma'ya küfrederken, Hikmet Hoca şu an ki kadroda yanlış yerde oynatıldığını söylüyordu. Eleştiriyordu da Portekizliyi ama çözümü de gösteriyordu. Bakıyorum da şimdi herkes aynı şeyi söylüyor. Bravo hocam bir kez daha.

Futbol TV


2 Aralık Cuma
19:00 Euro 2012 Grup Kura Çekimi (TRT 3)
20:00 Sivasspor - Trabzonspor (Ligtv)
21:00 Caen - Marsilya (Ligtv 3)
21:30 Bayer Leverkusen - Hoffenheim (TRT HD)
21:45 Genoa - Milan (Euro Futbol)
3 Aralık Cumartesi
13:00 Gaziantepspor - Samsunspor (Ligtv)
13:30 Tavşanlı Linyitspor - Göztepe (TRT 3)
14:45 Newcastle United - Chelsea (Ligtv 2)
16:00 Konyaspor - Gaziantep BŞB (TRT 3)
16:00 Gençlerbirliği - Galatasaray (Ligtv)
16:30 Bayern Münih - Werder Bremen (TRT Haber)
17:00 Manchester City - Norwich City (Ligtv 2)
17:00 Wigan Athletic - Arsenal (Ligtv 3)
19:00 Fenerbahçe - Ankaragücü (Ligtv)
19:00 Sporting Gijon - Real Madrid (NTV Spor)
19:00 Kasımpaşa - Sakaryaspor (TRT 3)
19:30 Stuttgart - Köln (TRT HD)
19:30 Aston Villa - Manchster United (Ligtv 3)
20:00 Ajaccio - Lille (Ligtv 2)
21:00 Barcelona - Levante (NTV Spor)
21:45 Inter - Udinese (Euro Futbol)
21:45 Napoli - Lecce (Smart 3D)
22:00 Nice - Rennes (Ligtv 2)
23:00 Valencia - Espanyol (NTV Spor)
4 Aralık Pazar
13:00 Atletico Madrid - Rayo Vallecano (NTV Spor)
13:00 Antalyaspor - Karabükspor (Ligtv 2)
13:00 Kayserispor - Büyükşehir Bld (Ligtv)
13:30 Bucaspor - Adanaspor (TRT 1)
13:30 Kartalspor - Akhisar Belediyespor (TRT 3)
16:00 Mersin İdman Yurdu - Manisaspor (Ligtv)
16:00 Çaykur Rizespor - İstanbul Güngörenspor (TRT 3)
16:00 Fiorentina - Roma (Euro Futbol)
16:00 Juventus - Cesena (Loca Portal)
16:30 Hamburg - Nürnberg (TRT 3)
17:00 Real Sociedad - Malaga (NTV Spor)
17:00 Everton - Stoke City (Ligtv 2)
18:00 Wolves - Sunderland (Ligtv 3)
19:00 Bursaspor - Eskişehirspor (Ligtv)
19:00 Denizlispor - Boluspor (TRT 3)
21:00 Mallorca - Athletic Bilbao (NTV Spor)
21:45 Parma - Palermo (Euro Futbol)
22:00 Lyon - Toulouse (Ligtv 2)
5 Aralık Pazartesi
20:00 Beşiktaş - Orduspor (Ligtv)
20:00 Karşıyaka - Giresunspor (TRT 3)
21:45 Lazio - Novara (Euro Futbol)
22:00 Sevilla - Getafe (NTV Spor)
22:00 Fulham - Liverpool (Ligtv 3)
tribundergi.com

Yılın Rock Yıldızı


Bu da oldu. Dünyaca ünlü Rolling Stone dergisi Portekiziliyi 'Yılın Rock Yıldızı' seçti. Nasıl oluyor demeyin, neden diye sormayın. Biz Ahmet Mete Işıkara'yı en seksi erkek seçmedik mi? Mourinho da her türlü gider.