27 Şubat 2012 Pazartesi

?

GS:3 BJK:2/Ne Derbiydi Bee?


Düşünün iki takım taraftarından birisin. Maçı seyahat ettiğin için izleyememişsin ya da bir yerde olduğun için kaçırdın diyelim. Gece eve geliyorsun, 3 dakikalık özet görüntüyü izlesen, "vay anasını ne maç olmuş be" dersin. Karşılıklı goller, son dakikada kaçan pozisyon ve ardından gelen galibiyetle dövünürsün, böyle muhteşem bir derbiyi izleyemedim diye. Ama izleyenler bana hak verecektir. Son dakikası hariç son yılların en kötü derbilerinden biriydi. Hani aslında kötü bir film izliyorsun ama senarist öyle bir yazmış, yönetmen de öyle bir çekmiş ki vay arkadaş ne finaldi dersin. Bu da çok garip bir maçtı. Galatasaray 4 pozisyona girdi 3'ü gol oldu. Beşiktaş 2 pozisyona girdi, artı biri de Semih'in ikramıydı.

Hadi diyelim bu sezon klasik olduğu gibi Beşiktaş'ın mazereti vardı. Sakatları, kart cezalısı Fernandes'i falan. Peki ya Galatasaray. Yani sezon boyunca Galatasaray'ın oynadığı futbola bakan ve diğer takımları pek izlemeyen biri sarı kırmızılıların 9 puan farkla nasıl lider olduğuna şaşırır. Ama Türkiye burası oluyor işte. Diğer takımlar saçma sapan puanlar kaybedince Galatasaray kötünün en iyisi olarak 9 puan farkla lider oluyor.

Galatasaray'ın bu sezon çok iyi oynadığı maç sayısı benim aklımda bir Fener derbisi bir de Kayseri'de ki rahat galibiyet. Onun dışında aslında hep diken üstünde giden bir maçta kırılma anları Galatasaray lehine gelişmiş. Kötü oynamıyorlar ama çok bir şey de göstermiyorlar. Çok iyi bir kadroları ve bu ligin kitabını yazmış bir teknik direktörleri var. Ama bu iyi kadro iyi futbol oynamıyor. Zaten diğer takımlara göre en büyük artısı da o kitabı yazan teknik direktör. Alex Ferguson için aynı cümleyi kurarım ben. Premier Ligin kitabını yazmış diye. Ligin kırılma anlarını iyi okur, hangi kadroyla mücadele ederse etsin bir şekilde takımını potada tutar hatta bazen ezer geçer diye. Fatih Hoca da bu yüzden Galatasaray'ın bu sezon ki en iyi transferi.

Beşiktaş için ise söylenecek çok şey var ama bu sezon o kadar çok yazdık, çizdik ki kendimizi tekrarlamaktan öteye geçemeyiz. Başkanı anlaşılmaz bir şekilde federasyon başkanı olacak. Takımla son dönemde hiç ilgilenmiyor ama Allah razı olsun, alacaklarını hibe ediyor:) Teknik direktörü çok iyi insan. O yüzden yaptığı hatalar önemsenmiyor falan filan. Garip bir ülkede futbolun bir yerlere gelmesini bekliyoruz işte. Ama bu maçta bildiğim bir şey var ki son dakikada Almeida, Quaresma'nın anormal ortasında golü atsa Galatasaray, yeni kazanmaya başladığı özgüveninde büyük bir kayıp yaşayacak, sahada Beşiktaş'ın en gamsız ve vurdum duymaz 2 ismi de kral olacaktı. Özellikle Quaresma'ya methiyeler düzülecekti. Beşiktaş'ın 2 Türkü Necip ve Veli'nin olağanüstü mücadeleleri akıllara bile gelmeyecekti. Ama olmadı. Bu pozisyonun dönüşünde Elmander golü attı ve kazanan Galatasaray oldu.

Beşiktaş için bu sezonun bitimidir bu maç. Play-Off'a puan farkı çok açılmış şekilde giren bir Beşiktaş izleyeceğiz bu kesin. Atletico Madrid karşısında da şansın yanımızda olması için dua edeceğiz bu da kesin. Hocası 3 kulvarda mücadele eden tek Türk takımı diyor. Fazla değil 2 hafta sonra tek hedef Türkiye Kupası olacak. Bu da kesin gibi. Kimse hayal görmesin diye yazıyorum bunları. Herkesin rüyadan uyanması lazım. Çok radikal kararlar alınması lazım Beşiktaş'ta. Çünkü afyonlu şekilde dolaşıyor herkes. Quaresma, Almeida bu takım taraftarını arada yüzlerine üfledikleri dumanla ayakta uyutuyor. O yüzden yeni gelecek yönetim-hiç umudum yok ama-düzgün bir planlamayla, gerekirse 2 yılı çöpe atıp her zaman söylediğim yerli kemik kadroyu, iskeleti kurması lazım. Yoksa daha çok üzülür Beşiktaş taraftarı. Mustafa Pektemek gibi bir cevheri de yanında oturtan çok iyi niyetli teknik adama da güler yüzle teşekkür edip ülkesine yollamak lazım. Boşuna dememişler iyiler cennete diye.

24 Şubat 2012 Cuma

Futbol TV


24 Şubat Cuma
20:00 Orduspor - Kayserispor (Ligtv)
21:30 B.Mönchengladbach - Hamburg (TRT HD)
25 Şubat Cumartesi
13:00 KDÇ Karabükspor - MKE Ankaragücü (Ligtv)
13:30 Akhisar Belediyespor - Adanaspor (TRT 3)
16:00 Samsunspor - Bursaspor (Ligtv)
16:00 Manisaspor - Gaziantepspor (Ligtv 2)
16:30 Köln - Bayer Leverkusen (TRT Haber)
17:00 Chelsea - Bolton Wanderers (Ligtv 3)
19:00 Çaykur Rizespor - Kayseri Erciyesspor (TRT 3)
19:00 Eskişehirspor - Fenerbahçe (Ligtv)
19:30 Manchester City - Blackburn Rovers (Ligtv 2)
19:30 Werder Bremen - Nürnberg (TRT HD)
20:00 Montpellier - Bordeaux (Ligtv 3)
22:00 Lyon - Paris St.Germain (Ligtv 3)
23:00 Espanyol - Levante (NTV Spor)
26 Şubat Pazar
13:00 Gençlerbirliği - Sivasspor (Ligtv)
13:00 İstanbul BB - Antalyaspor (Ligtv 2)
13:30 Denizlispor - Bucaspor (TRT 1)
13:30 Boluspor - Göztepe (TRT 3)
13:30 Giresunspor - Elazığspor (TRT 6)
15:30 Arsenal - Tottenham Hotspur (Ligtv 3)
16:00 Karşıyaka - TKİ Tavşanlı Linyitspor (TRT 3)
16:00 Trabzonspor - Mersin İdman Yurdu (Ligtv 2)
16:30 Bayern Münih - Schalke 04 (TRT Haber)
17:00 Rayo Vallecano - Real Madrid (NTV Spor)
18:00 Cardiff City - Liverpool (Skytürk)
18:30 Borussia Dortmund - Hannover 96 (TRT HD)
19:00 Valencia - Sevilla (NTV Spor)
19:00 Sakaryaspor - Gaziantep BŞB (TRT 3)
19:00 Galatasaray - Beşiktaş (Ligtv)
22:00 Rennes - Lille (Ligtv 3)
22:30 Atletico Madrid - Barcelona (NTV Spor)
Kaynak: tribundergi.com

BJK:0 Braga:1/Eskisi Gibi Olmadı


Lima karşı karşıya kaldığında, Cenk saçmaladığında, Ekrem topu bir türlü uzaklaştıramadığında açık söyleyeyim aklıma Auxerre, Malmö, Valeranga maçları geldi, gitmedi gözümün önünden. Lanet yine hortlayacak mı diye düşünmedim değil. Aklıma gelmesinde o dönemin canlı tanığı Metin Tekin'in yorumcu olması ve stres dolu cümlelerinin de payı olabilir bilmiyorum. Ama ızdırap dolu dakikalar, klasik Beşiktaş'ın hangi maçını rahat izledim hissi bir türlü bırakmadı yakamı.

Carvalhal'ı da stres sarmış belli. Doğduğu kentin takımı sanki Manchester United. Gereksiz, abartılı bir önlem telaşına girmiş, çıkarmış ilk maçın kadrosunu. Tamam Braga disiplinli, ayağa pası iyi oynayan, blok halinde hareket eden bir ekip ama üst düzey değil. Bu kadar korkak bir dizilişe hiç gerek yoktu. Futbolcular da korkmuş bu formasyondan onlar da saçmaladı. Bildiğimiz Beşiktaş'tan eser yoktu sahada. Zaten bu panik havası, Egemen'in de şanssızlığıyla golü getirdi. Allahtan o anda Carvalhal hangi takımın teknik direktörü olduğunu hatırladı da Almeida'yı aldı Necip'in yerine.

Bu dakikadan sonra futbol oynamaya başladı Beşiktaş. İlk dakikalarda ki Liechtenstein görüntüsünden kurtuldu. Pozisyon da veriyordu ama tabelada avantaj sağlayabilecek anları da yakaladı. Onlardan biri gol olsa Beşiktaş rahat kazanacaktı. Bu tip maçların en zor yanı bu zaten. Belli bir dakikakadan sonra skoru mu koruyayım, golü bulup rahatlayım mı karar veremiyorsunuz. Son dakikalarda yediğimiz baskının nedeni bu klasik kafa karışıklığı. Quaresma biraz daha fit olsa belki çok daha rahat bir maç oynayabilirdik ama sağlık olsun önümüzdeki tura bakacağız artık.

Beşiktaş adına maçın açık ara en iyisi Fabian Ernst idi. Üstün Alman teknolojisi lafı beynimde döndü durdu Ernst'i izlerken. Her zaman elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor ama bugün başkaydı. %120 ile oynadı. Bir diğer isim ise Veli'ydi. Kapasitesi belli ama her maçta onu böyle oynarken görünce mutlu oluyorum. Kapasitesini sonuna kadar zorluyor ve inanılmaz iyi niyetli. Tek kelimeyle bravo. Simao da özellikle defansif açıdan çok yardımcı oldu geriye. Ne kadar önemli bir profesyonel olduğunu, taktik bilgisini gösterdi sahada. Diğerleri ise vasatın üstüne pek çıkamadı. Ama bu 3 oyuncunun aklı ve yüreği turu getirdi Beşiktaş'a. Tabii maçın Macar hakemi Istvan Vad da çileden çıkardı. Aleyhimize çaldığı faullerin çoğu skandaldı. İşimizi çok zorlaştırdı. İlk maçın hakemi olmasa yanmışız demek ki.

Şimdi sırada Atletico Madrid var. Diego Simeone geldikten sonra ki Atletico, canımızı sıkacak belli. Umarım o maç takviminde formsuz yada sakatlarının fazla olduğu bir döneme denk geliriz de şansımız olur. Yoksa özellikle İsmail ve Hilbert'in yokluğunda işimiz çok zor. Son haftalarda ne hücumda ne savunmada bu ikilinin boşluğu doldurulamadı. Açık söyleyeyim rakipteki yıldızlardan çok bizdeki eksikler korkutuyor beni. Elenirsek eğer en büyük sebep bu olacak bence. Çünkü tur şansımız bu kadroyla %30

21 Şubat 2012 Salı

Maradona mı? Pele mi?


Son 30 yılın en çok sorulan bu sorusuna bir cevap ta efsane İlyas Tüfekçi'den: "Bunu soranlara şaşırıyorum. Maradona gibi bir futbolcu 100 yılda bir gelir. Bir de Pele, Ali, Veli demiyorlar mı, aklım almıyor gerçekten. Maradona'nın topla yaptıklarını yapabilen bir adam daha gelmedi dünyaya. Onun farkını bilmek için futboldan anlamak gerek. O yüzden bu soruyu çok saçma buluyorum". Doğru söze ne hacet:)

Şampiyonlar Ligi Son değil


Jose Mourinho'nun dün söylediklerinin başlığı buydu. La Liga'da puan farkını 10'a çıkartınca ve Şampiyonlar Ligi'ni de ciddi kazanma şansı olunca akıllara Jose sezon sonunda 2 kupayı alınca gider mi sorusu geliyor doğal olarak. Bahis şirketleri de zaten Şampiyonlar Ligi'ni kazanması muhtemel 2 takımı belirlemiş. Barcelona bir adım önde arkasında Real. Bayern Münih de 3.şanslı takım. Ama tüm bunlardan öte merak edilen Mourinho'nun sezon sonunda ne yapacağı.

As'ın sorularını cevaplamış Portekizli. Porto ve Inter'de kupayı kazandıktan sonra ayrıldınız, Real Madrid'te de 3.zafer gelirse ayrılır mısınız diye sorulunca; "Böyle bir neden ayrılmama sebep olmaz. Porto'dan ayrıldım çünkü zamanı gelmişti, başka hedeflerim vardı. Inter'den ayrılmaya ise Şampiyonlar Ligi finalinden önce karar vermiştim" demiş. Şampiyonlar Ligi'nde başarı ve başarısızlık durumu sizin Real Madrid'te ki geleceğinizi etkiler mi sorusuna ise cevabı net olmuş: "hayır".

Barcelona'ya Kral Kupası'nda elendikten sonra 4 lig maçını da kazanan ve şu an 10 puan önde olmanın keyfini süren Portekizli eklemiş: "Benim için La Liga en önemlisi. Çünkü ligde en iyi takım kazanır. Şampiyonlar Ligi'nde ise bazen en iyi takım kazanamayabiliyor". Şu cümlede ise birçok şeyin altını yaparken bizleri 2004-2005 sezonuna da götürüyor. Orada Barcelona ve Bayern Münih'i saf dışı ettikten sonra Liverpool'a beklenmedik şekilde elenince maç sonunda o meşhur cümleyi kurmuştu: "En iyi takım kaybetti". Harika bir açıklamaydı.

Şimdi ise Barcelona'nın öncelikli hedefinin Şampiyonlar Ligi olduğunu bildiğinden temkinli yaklaşarak, mezarı da hazırlıyor, Lig daha önemli diyerek. Müthiş bir zeka var adamda şeytanca da olsa. Sözlerini bitirirken Guardiola'ya da dokunduruyor. Safça bir surat yapısıyla söylüyor ama altında binbir şeytanlık yatıyor: Ligi kazanmak, bir teknik direktörün saygınlığı için çok iyidir. Bütün bir sezon işinizi iyi yaptığınızın göstergesidir". Acaba 10 puan geride olan kendisi olsa aynı şeyleri söyler miydi? Cevabı belli değil mi? Seviyorum seni Jose.

19 Şubat 2012 Pazar

Ronaldo Nereye 2


Efsane Juanito'yu da geçti Portekizli. Atmaktan kesinlikle yorulmuyor. Racing filelerine bıraktığı tek golle sayıyı 122'ye çıkardı. Yanlış anlamayın 123 maçta buldu bu sayıyı. Her maç 1 gol neredeyse. Juanito'nun 10 senesini almıştı. Ronaldo'nun ise 2,5 yıl. Bir de eskiden futbol kolaydı diyoruz. Atan her yerde atıyor. İspanya ligi kolay da diyemeyiz, adam İngiltere'de de atmaktan yorulmuyordu. Makine programlanmış. Terminator, düğmesi kapıtılana kadar atmaya devam edecek.

18 Şubat 2012 Cumartesi

And The Oscar Goes To...


Çok severdim bu cümleyi. Oscar törenlerinde kırmızı halı, stüdyo vs. herkesin bir favorisi vardı, benim de bu cümleydi bir zamanlar. Training Day filmiyle Denzel Washington'a ödülü verdikleri gün Oscar da bitti benim için. Marlon Brando için daha da önce bitmişti ama o kadar içinde değiliz olayın normal. Neden girdik buraya. Saha içinde ki oscarlık performanslara köprü olsun diye. 2002 Dünya Kupası'nda dizine gelen topla müthiş bir performans gösterip attırmıştı Hakan Ünsal'ı Rivaldo. Hepimiz de küfür etmiştik yıllarca. Associated Press yazarlarından John Leicester da Dani Alves'i Türkçe'ye çevirince yılın aldatması diyebiliriz belki 'Dive Of The Year' a aday göstermiş. Neden olan hareketi de geçen sene tüm Barcelonalı fanatik kardeşlerimin gözlerini kapatıp 'kesin kırmızı kart abi' dedikleri Şampiyonlar Ligi yarı finalinde Pepe'nin Dani Alves'in aktörlüğü sayesinde kırmızı kart gördüğü pozisyon. Leicester yazısında görüntü olarakta çadır tiyatrosunun full versiyonunu vermiş.
video
Leicester çok eğlenceli bir yazı da yazmış bu konuyla ilgili. İngilizce metnine BURADAN ulaşabilirsiniz. Alves'in yerde kıvranışını Willam Defoe'nin Platoon'da ki ölüm sahnesine benzetmiş. Daha ne desin adam. Burada niyetiyle Pepe'nin masumiyetini kanıtlamaya çalışmıyoruz diyor Leicester ancak Stark'ın Pepe'yi atmasının Barcelona'ya final yolunu açtığını ve kupayı kazanmasında önemli bir etken olduğunu da es geçmemek lazım diye de belirtiyor.

Yazını başlangıcı da süper. 'George Clooney, Brad Pitt mi en iyi aktör? Pah! Dani Alves ya da Bryan Carrasco'yu görün asıl' cümlesiyle başlıyor, Dani Alves'i öve öve bitiremiyor. Arada sonuca varmayan rol kesmelerden de bahsetmiş. En başta da Hamit Altıntop'un Hırvatistan maçında ki saçma sapan bir şekilde penaltı beklediği pozisyonu gösteriyor. Daha birçok örnek var hakeemi aldatmalarla ilgili. Hemen hepsinin de linkini vermiş. Ancak Oscar'ı Şili 20 yaş altı oyuncusu Carrasco'ya vermiş. Aşağıdaki videoda göreceğiniz gibi gerçekten muazzam bir performans.
video

Futbol TV


18 Şubat Cumartesi
13:00 MKE Ankaragücü - Samsunspor (Ligtv)
13:30 Kayseri Erciyesspor - Karşıyaka (TRT 3)
14:30 Chelsea - Birmingham City (NTV Spor)
16:00 Gaziantep BŞB - Akhisar Belediyespor (TRT 3)
16:00 Antalyaspor - Manisaspor (Ligtv)
16:30 Hertha Berlin - Borussia Dortmund (TRT Haber)
17:00 Everton - Blackpool (NTV Spor)
19:00 Kasımpaşa - Çaykur Rizespor (TRT 3)
19:00 Fenerbahçe - Sivasspor (Ligtv)
19:15 Sunderland - Arsenal (NTV Spor)
19:30 Freiburg - Bayern Münih (TRT HD)
20:00 Lorient - Lille (Ligtv 3)
21:00 Real Madrid - Racing Santander (NTV Spor)
21:45 Juventus - Catania (Ictimai TV)
22:00 Marsilya - Valenciennes (Ligtv 3)
19 Şubat Pazar
13:00 Gaziantepspor - Orduspor (Ligtv)
13:30 Konyaspor - Sakaryaspor (TRT 1)
13:30 Groningen - PSV Eindhoven (S Haber)
13:30 Elazığspor - Güngörenspor (TRT 3)
13:30 TKİ Tavşanlı Linyitspor - Denizlispor (TRT 6)
15:30 Ajax - NEC Nijmegen (S Haber)
16:00 Göztepe - Giresunspor (TRT 3)
16:00 Kayserispor - Trabzonspor (Ligtv)
16:00 Eskişehirspor - KDÇ Karabükspor (Ligtv 2)
16:30 Schalke 04 - Wolfsburg (TRT Haber)
18:00 Bordeaux - Lyon (Ligtv 3)
18:30 Hannover 96 - Stuttgart (TRT HD)
18:30 Liverpool - Brighton (NTV Spor)
19:00 Sporting Gijon - Atletico Madrid (NTV Spor)
19:00 Adanaspor - Boluspor (TRT 3)
19:00 Beşiktaş - Gençlerbirliği (Ligtv)
21:45 Palermo - Lazio (Ictimai TV)
22:00 PSG - Montpellier (Ligtv 3)
22:30 Barcelona - Valencia (NTV Spor)
20 Şubat Pazartesi
19:00 Bucaspor - Kartalspor (TRT 3)
20:00 Bursaspor - Büyükşehir Belediyespor (Ligtv)
Kaynak: tribundergi

15 Şubat 2012 Çarşamba

Can Sıkan Tevez Hikayesi


Bir teknik adamın, bir kulüpte yaşamak istemediği ve büyük ihtimalle onca işinin arasında uğraşmaktan nefret ettiği bir sorun da göndermek istediği futbolcunun, hiçbir yerle anlaşamayıp geri dönmesidir. Ülkemizde çalışanlar da yaşıyor bunu zaman zaman. Çoğu zaman da yönetime öyle bir baskı yapıyorlar ki, o oyuncu bazen bedelsiz ayrılabiliyor. Taraftar da küfür ediyor, ulan yine sokağa attık paraları diye. O yönetimler de istemiyor bu tip olayları ama yaşanıyor işte bazen.

Bazen de kulübün bir sahibi oluyor, Manchester City'nin Abu Dhabili sahipleri gibi. Tuzu kuru, teknik adamın isteğine kulak veriyor ama genelde de kendi bildiğini okuyor. City'den bir türlü ayrılamayan Carlos Tevez'in hikayesi de işte böyle biraz. Bayern Münih maçında yaşanan o olaydan sonra kadro dışı bırakılmıştı Arjantinli. 7 Kasım'dan bu yana da kulübün izni olmaksızın Arjantin'de geçiriyordu vaktini. Tatilden bir anda dönen Tevez 'Sevgililer Günü' nde ortaya çıktı, City'nin Carrington antrenman tesislerine geldi ama görüşemedi Mancini'yle.

Devre arasında Milan ile anlaştı haberleri her yerde çıktı. İtalyan kulübüyle anlaşmıştı Arjantinli ama City'nin sahiplerinin tuzu kuruydu. Değerinin altına satılmayacaktı. Düşünün Mancini'yi. Takım ligde ezeli rakibinin önünde lider. Kalan haftalar artık sayılı. En kritik dönemeci oynuyor. Herşey tıkırında. Gol krallığı listesinde 3 oyuncusu var. Tevez'in yerine düşünülen Agüero şu ana kadar görevini yapmış. Diğer golcülerde gerekli katkıyı az çok yapmış. En önemlisi huzur var. Kafası rahat, hırslı, hedefe kitlenmiş Tevez'e kimsenin itirazı yok ama huzursuzuna da yer yok. Mancini haklı yani.

Tabii Tevez'in de kaybı büyük bu süreçte. Güney Amerika'dan geri dönmesi çağrılarını kabul etmediği için 1,2 milyon poundluk cezaya çarptırılan Arjantinliye, kulüp de haftalık yaklaşık 200 bin pound olan maaşını ödemedi. Hemen hemen 10 milyon poundluk bir kaybı var. Öyle otur otur olmuyor, bir yerde oynamaya da devam etmesi lazım, bırakmayacaksa futbolu. O yüzden bugün döndü geri. Şimdi Tevez'den beklenen öncelikle menajerinden bir özür. City, Porto'ya gitmeden sabah bir toplantı gerçekleştirilmesi bekleniyor. Ama Arjantinli de rahat durmadı bu sürede. Ülkesinde Fox Sports'a yaptığı taze açıklamada "Mancini bana köpek muamelesi yaptı" demiş. Bunun hesabı da sorulacak mı bilinmiyor.

Bu açıklama duyulmadan önce İtalyan menajer: "takıma katılmadan önce özür diler, ardından da antrenmanlara çıkar, hazır olduğu sürece de oynayabilir. Herkes onun çok iyi bir oyuncu olduğunu biliyor, bizimle olsaydı belki de daha iyi durumda olabilirdik. Eğer gelirse, kalan üç ayda bize yardımcı olabilir'' demişti. Tam bir yılan hikayesi yani. ESPN, City'de önemli pozisyondaki bir kaynağından bu duruma hazırlıklı olmadıkları bilgisini almış. Herkes Tevez'in ayrılacağını düşünüyormuş. Bomba kucağında Mancini'nin. Çünkü aylar önce Tevez'in City'de ki kariyerinin bittiğini söylemişti. Ama şimdi...

13 Şubat 2012 Pazartesi

Ronaldo Nereye


Kibarca övmek istiyorum onu ama bulamıyorum düzgün kelimeleri. Vay hayvan demek daha doğru olur sanırım. 22.hafta geride kaldı La Liga'da ve Ronaldo şimdiden 27 kez rakip fileleri havalandırdı-bu cümleye de hasta oluyorum, 'rakip fileleri havalandırdı':)-ve böylece daha önce oynanmış 47 sezonda ki gol krallarını geride bıraktı. Bu adama daha ne denilebilir ki. Geçen sezon 41 gol atarak tamamlamıştı sezonu, bu yıl kaçı bulacak acaba diye düşünüyor insan. Bu sezon 22 maçta forma giydi ama bunların 13'ünde ulaştı 27 sayısına. 6 hat-tricki var. 10 penaltı golü. Ama sezon sonunda bana göre 41'i geçemeyecek bu sefer. Geçen yıl şampiyonluk yarışından koptuktan sonra takım bir anlamda ona çalışmış, o da tek hedef olarak rekoru gözüne kestirmişti. Ama bu sezon yarışta bu kadar avantajlıyken kimse Ronaldo'nun 1 rekor daha kırmasını düşünmez, kendisi de pek umursamaz herhalde.

+10


Maçı izlemedim o yüzden fazla yorum yok. 3.golde Mourinho'ya koşanlar arasında Sergio Ramos'a dikkat. Ulan bunlar 3 hafta önce yediler mi bizi diye düşünmeye başladım. Takım karışık, bu kaostan çıkamaz diye gösterip hoop puan farkı 10. Valla işin içinde Mourinho olunca her türlü şeytanlığı bekleyeceksin.

12 Şubat 2012 Pazar

Atarsan 8'i Cezasına Katlanırsın


Sadece 4 galibiyet almış Barcelona bu sezon deplasmanlarda. Bu maçı kazansa Real Madrid'e küçük bir stres yaşatırdı yarın ki Levante maçı öncesi ama olmadı. Bu kez Osasuna atakları ender gelişmedi. Zemin kötü, hava soğuk, Barca dondu sahada, özellikle ilk yarıda. Xavi ve Inıesta'nın yanında oturması Guardiola'nın hedefini belirlemiş. 3.Şampiyonlar Ligi zaferini kazanmak istiyor. Belki de ayrılacak sezon sonu Barcelona'dan. Kazanırsa ala. Valla Sir Alex Ferguson yıllardır bekliyor o unvanı. O yüzden o kadar kolay değil. Öte yandan dar kadro bende iyidir diyordum ama bu sezon bokunu çıkardılar. Daha önce de defalarca yazdığım gibi David Villa'nın eksikliğini çok arıyorlar. Bugün de Fabregas'a bir santrafor vuruşu fırsatı geldi son dakikada yine yapamadı. 2 hafta önce de yapamamıştı. Ocak döneminde en kötü ülke içinden birini alabilselerdi şimdi belki daha rahat olurlardı. Yeni gençleri çıkarmaya çalışıyor Guardiola ama lig elden yavaş yavaş kayıyor.

Yarın Levante'yi yenerse Real Madrid, fark 10'a çıkacak. Çok hafta var daha önümüzde ama Mourinho atı kamçılamaya devam ediyor. Takımına tek bir şey söylemiş: "Durmadyın, kazanın". O yüzden bu farkı yakalarlarsa kolay bırakmazlar. Sonuçta şu 2 hafta ligin kaderi iyice belli olabilir Barcelona cephesinde. Önce içeride Kral Kupası'nda eledikleri Valencia ardından da Atletico Madrid deplasmanı. Zor işleri. Artık medyada verir gazı Madrid'e. Şampiyon ilan eder özellikle Katalan medyası ama Mourinho yemez. Chelsea'de yemedi, Inter'de yemedi burada da yemez diye düşünüyorum.

11 Şubat 2012 Cumartesi

Neymar Pastalandı


Kovboy filmlerinde ki katran ve tüy sahnesi gibi olmuş. Santos'ta kullanılan ise pasta. Neymar, kariyerinin 100. golünü atınca soyunma odasında onu bekleyen mumlarla dolu değil, sadece pasta yemiş, o da her tarafına. 82 gol Santos'ta, 8 gol A milli takımda, kalan 10 gol ise milli takım yaş altı gruplarında.

9 Şubat 2012 Perşembe

Don Fabio Bıraktı


Futbolun beşiği denilen bir ülkenin neden yabancı bir teknik adam getirdiğini zaten hiç anlamadım. Eriksson'da da anlamamıştım, Capello'da da. İngiliz basınının 2010 finallerinden sonra altını oyduğu Kurt İtalyan, Terry'nin kaptanlığının alınmasından sonra bastı istifayı. Premier Lig futbolun NBA'i buna kuşku yok. Capello'nun istifasını vermek için Federesyon Başkanı David Bernstein ve genel sekreter Alex Horne ile buluştuğu yer Wembley. Burada 1 saat görüştükten sonra istifa ediyor Capello. Futbolun en üst düzeyde oynandığı bir ülkede milli takım patronunu hiçe sayılarak Terry'nin kaptanlığını almak, biraz Demirörenvari bir hareket olmuş, hiç yakışmamış centilmenlere. Bu kararın otoritesini sarstığını söylüyor İtalyan. Terry'nin hemen suçlu ilan edilmesini yanlış bulduğunu, davanın sonuçlanması gerektiğini sözlerine ekliyor. Kendine yakışanı yaptı baba buna şüphe yok.

Bu olay Capello'nun oynattığı futbol ve aldığı sonuçlarla ilgili bu da kesin. FA bir bahane arıyordu, buldu. Tamam İtalyan teknik adam geldiğinden bu yana takıma pozitif bir katkı yapmadı. 2010'da Almanya'ya tartışmalı bir şekilde elendiğinden beri üstüne koyamadı. Yani sonuçları bir tarafa koyun futbol olarak bir ilerleme yok. Kemik bir kadro kuramadı. Bu da 2012 elemelerine yansıdı zaten. Kolay gruptan çıkarken bir hayli zorlandılar. Şimdi kulislerde 1 numaralı aday tartışmasız Harry Redknapp. Olur mu? Çok büyük ihtimalle evet. Daha mı iyi olur? Euro 2012 için hayır ama uzun vadede çok büyük ihtimalle evet. Ama Capello'ya bu şekilde davranmak skandaldı, hiç yakışmadı. Bu foto da Capello'dan FA'e olsun:)

8 Şubat 2012 Çarşamba

Neden Olmasın


Bugün eskiden Beşiktaş'ta yöneticilik yapmış Türkiye'nin yakından tanıdığı bir ağabeyle beraberdim. Her Beşiktaşlının gülümseyerek hatırladığı eski saygın günleri konuştuk ve anılarını paylaştı ortamda. Laf arasında söylediği bir şey ise hala kulağımda çınlıyor: "Çok yakın bir zamanda yabancı iş adamları kesinlikle Türkiye'de kulüp sahibi olmaya başlayacaklar. Bu ortamda da ilk elden çıkacak büyük kulüp Beşiktaş olacak dedi. Çünkü son yıllarda futbol ekonomisinin büyümesiyle artık kulüpler eski düzen yönetimlerle bir yere varamıyor. Her kulübün inanılmaz borcu var ve iyi yönetilmedikleri için bu borç sürekli büyüyor. Yabancı iş adamları da Türkiye'de ki futbol ekonomisinin farkında. Özellikle son 2 yılda yayıncı kuruluşun ödediği ücretler, ülkemize gelen yabancı futbolcuların kalitesindeki artış, bu iş adamlarını yatırım yapmaya teşvik ediyor" dedi. Düşününce hiçte mantıksızca değil. Bu hemen mi olur, sonra mı bilmiyorum ama gidişata uygun bir düşünce. Şimdi düşünüyorum Beşiktaş'ın yabancı bir sahibi olduğunu, kulağıma hiç fena gelmiyor. Şu an ki durumdan daha kötü olamaz herhalde. Yeni bir Süleyman Seba bulunamayacağına göre neden olmasın benim görüşüm.

Oğuz Alp Tan'ın Blogu

Sevgili Oğuz Alp Tan da blog dünyasına girmiş. Hayırlı uğurlu olsun. Yazılarını zevkle takip ediyorum ve tavsiye ediyorum. İşte adresi;
oguzalptan.blogspot.com

6 Şubat 2012 Pazartesi

Fenerbahçe:2 Beşiktaş:0 / Hangisiydi Eksik?


Bu kadar eksikle halı sahada olsa maç ertelenir. Baba haftaya oynayalım dersin ama burada mecbur çıktı sahaya Beşiktaş. Aurelio’ya fasulye dersen 6 eksik var derbi öncesi. Bunlardan 5’i iskeletin önemli oyuncuları. Carvalhal de mecburiyetini oyuncu seçimleriyle iyice belli etti, etti de uzun süredir oynamayan Ersan Gülüm ile haftalardır oynayan Ekrem’i kesip Tanju’ya oraya kaydırmakla şansını zorladı biraz. Ortayı Necip’in yerine İbrahim'i koyup, Ernst ve Veli'yi yapmış. İleri 3’lü Simao-Mustafa-Holosko. Herşeye rağmen ofansif bir kadroyla çıkmış ki bu hem takımın özgüvenini korumak hem de Fenerbahçe’nin at koşturmasını engellemek için iyi bir taktikti. Bir gün önce Alves denenir mi diye düşünüyordum ama Carvalhal’ın aklına bile gelmemiş.

Maçın başlamasıyla kontra ataklarla etkili olan taraf Beşiktaş’tı. Fenerbahçe’nin o savunma kalabalığında pozisyon bulması zor gözüküyordu ama hiç olmayacak bir şekilde gol yedi Beşiktaş. Aynı Real Madrid’in Barcelona’dan duran toptan gol yemesi gibi. Bu sezon ölü toplarda gol bulmakta büyük sıkıntı yaşayan Fenerbahçe, Sivok’un Yobo’yu anlaşılmaz bir şekilde kaçırmasıyla golü buldu 14.dakikada. Biraz gecikse gol fazla bir arada oynamayan Beşiktaş’ın daha da direnci artar düşünüyordum. Golü yedikten sonra ise Fenerbahçe’nin kontralarda etkili olmasını bekledim. 35.dakikaya kadar da öyle bir maç oldu. Egemen’in çizgiden çıkan topuna kadar özellikle Stoch, hemen her pozisyonda içinden geçti Tanju’nun. Aylardır oynamayan Ersan hocam benim bu maçta ne işim var der gibiydi. Ersan daha da fazla hata yapardı ama karşısında hazır olmayan bir Gökhan vardı ki zaten 40.dakikada oyundan çıktı. İlk yarının Beşiktaş adına sıkıntılı oyuncularına Holosko’yu da katmak lazım. İçine Quaresma kaçmıştı sanki. Gol olabilecek 2 pozisyonda çok kötü tercih yaptı. Sonrasında Fenerbahçe’nin bu sezon ki geleneksel hastalığı ortaya çıktı.

Samsun maçında da aynısını yapmıştı Fenerbahçe ama Gekas’a engel olamamıştı. Beşiktaş ise beceriksiz olunca hesap tuttu ama özellikle 2.yarı öldü öldü dirildi Fenerbahçe taraftarı. Zaman zaman Beşiktaş’ın mı 7 eksiği var Fenerbahçe’nin mi diye düşünmedim değil. Siyah beyazlılar final paslarını yapamasa da, yaratıcılıktan yoksun olsa da müthiş bir baskı kurdu Fenerbahçe yarı sahasında. Rakip kalede değil, sadece yarı sahada. Bu baskı sonucu bir net pozisyon buldu Ernst ile. Hemen peşinden de Alman, ceza sahası dışından direği kırdı. Baskının sonucu buydu. Bu yarıda bir başka değişen şey de Tanju’nun ilk yarıda çektiği eziyetin aynısını Stoch’a çektirmesiydi. Ama tabii bu kadar yüksek tempoda oynayınca kaçınılmaz olarak son 10 dakikada düştü Beşiktaş. Carvalhal, oyuna müdahalelerde biraz geç kalınca son dakika baskısı oluşturulamadı. Mesela bir Edu’yu daha erken ve mutlaka Holosko’nun yerine alabilirdi. Tanju’yu ve Ersan’ı oyundan alma dakikası doğruydu ama Edu mutlaka daha önce girmeli ve hedef santrafor olarak oynamalıydı.

Mustafa Pektemek’e de ayrı bir parantez açmak lazım. Maç boyunca adeta tek başına boğuştu Fenerbahçe savunmasıyla hemen hemen bütün topları indirdi, iyi yaptı işini. Beşiktaş’ın bir çok atağında hazırlayıcı isimdi. Holosko gibi kayıpları oynamadı. Beşiktaş’ta eksiklerden en çok arananı tartışmasız Fernandes'di. Pas trafiği onun yokluğunda iyi yönetilemedi. 11 kornerin hiçbiri tehlike olmadı. Duran toplar yalan oldu. Simao’nun bu kadar kötü kullanmasını beklemiyordum açıkçası. Fernandes olsa bu duran toplardan minimum 2-3’ü tehlike olurdu. Maç oynanırken bunları düşünüyordum ki yeni transfer Sow, son sözü boş kaleye atarak söyledi. 1-0 devam etse son 2 dakika değişen bir şey olmazdı. Sow’un golü sadece tabelada 1’i 2 yaptı. Genel olarak bakarsak maçın hakkı açık ara beraberlikti. Fenerbahçe’nin özellikle 2.yarıda bu kadar bitik bir futbol ortaya koymasını açıkçası hiç beklemiyordum. Kontra atağa çıkmayı hemen hiç düşünmediler. Burada da Aykut Hoca’nın şapkasını önüne koyup düşünmesi lazım. Bu takım niye böyle diye.

Kriz döneminde ki duruşuyla şu an için koltuğu sağlam ama Fenerbahçe’ye bir şeyler katmazsa çabuk unutulur Aykut Hoca’nın insanlığı. Balık hafıza devreye girer, homurdanır tribünler. O yüzden Fenerbahçe’ye pozitif yönde bir şeyler vermesi şart. Carvalhal için bir şey söylemiyorum çünkü iyi insan ve öyle kalacak. Fenerbahçe’de ki Zico’yu görüyorum Portekizliyi izlerken. İyi insan, iyi şeyler yapmaya çalışıyor. Büyük takım çalıştırarak staj yapıyor. O kadar. İşte böyle bir derbi daha geride kaldı. Şampiyonluk yolunda çok değişen bir şey yok. Herkesin her an puan kaybedebileceği bu ligde ufak bir seri toparlar her şeyi. O yüzden ne Beşiktaş geride kaldı ne de Fenerbahçe çok büyük bir avantaj yakaladı.

5 Şubat 2012 Pazar

Saçını Çek!


Barcelona-Real Sociedad maçında daldı sahaya bu arkadaş. Tribünler çekmiş midir saçını bilmem ama batıl inançları olana bir kasvet çökmüştür. Yoksa bir Madridli mi bıraktı bu uğursuzu sahaya. Gözlere baksana, Mourinho gibi maşallah:)

Fener-Beşiktaş'a Doğru


Derbiye saatler kala Beşiktaş'tan hiç iyi haberler gelmiyor. Almeida ve Rüştü de eksikler kervanına eklendi. Bunlardan çok rahat 11 kurarsın, şampiyonluğa oynar. Quaresma, Fernandes, İsmail ve Hilbert de diğerleri. Sezon başından bu yana Beşiktaş'ın 11'de en fazla oynayan isimlerinden 5'i yok. Carvalhal'ın kafası bir anlamda rahat aslında. Kimi oynatacağım derdi yok. Çünkü elindekiler belli. Almeida'nın oynamamasına sevindim açıkçası. Çünkü maç büyük ihtimalle Fenerbahçe'nin kontrolünde geçeceği için Portekizlinin vurdumduymazlığı hiç çekilmezdi. Hatta Simao da olmasa daha da sevinirim. Orta sahada Veli-Ernst-Necip, ileride 3 forvet biraz abartı olacağından toplam 10 dakika oynayan ama küçük pırıltılar veren Alves, Mustafa Denizlivari bir hareketle 11'e konulabilir mesela. Daha dirençli agresif bir takım olurdu. Ama Carvalhal maalesef koyucak 11'e Simao'yu. Umarım tersi olur diyeceğim ama çok büyük ihtimalle yanılmayacağım. Neyse son yıllarda Fenerbahçe'nin üstünlüğü aşikar. Beşiktaş erken gol yemezse direnci artıp bela olabilir. Ama kağıt üzerinde favori açık bir şekilde Fenerbahçe. Aşağıda da geçen sene yazdığım son 20 yılın rekabeti var. Maç sonunda görüşmek üzere...

Son 20 yılın unutulmaz Fenerbahçe-Beşiktaş maçları

3 Şubat 2012 Cuma

Futbol TV


3 Şubat Cuma
21:30 Nürnberg - Borissia Dortmund (TRT 3)
4 Şubat Cumartesi
13:30 Akhisar Belediyespor - Boluspor (TRT 3)
15:00 Arsenal - Blackburn Rovers (Ligtv 2)
16:00 Gaziantep BŞB - Giresunspor (TRT 3)
16:00 Antalyaspor - Trabzonspor (Ligtv)
16:30 Bayer Leverkusen - Stuttgart (TRT Haber)
17:00 Stoke City - Sunderland (Ligtv)
19:00 Adanaspor - Güngörenspor (TRT 3)
19:00 Gaziantepspor - Galatasaray (Ligtv)
19:30 Hamburg - Bayern Münih (TRT HD)
19:30 Manchester City - Fulham (Ligtv 2)
20:00 PSG - Evian (Ligtv 3)
21:00 Getafe - Real Madrid (NTV Spor)
21:45 Roma - Inter
22:00 Bordeaux - Toulouse (Ligtv 3)
23:00 Barcelona - Real Sociedad (NTV Spor)
5 Şubat Pazar
13:00 Sporting Gijon - Osasuna (NTV Spor)
13:00 Mersin İdman Yurdu - Sivasspor (Ligtv)
13:00 KDÇ Karabükspor - Samsunspor (Ligtv 2)
13:30 Kasımpaşa - Denizlispor (TRT 1)
13:30 TKİ Tavşanlı Linyitspor - Konyaspor (TRT 3)
13:30 Kayseri Erciyesspor - Kartalspor (TRT 6)
16:00 Elazığspor - Karşıyaka (TRT 3)
16:00 Kayserispor - Gençlerbirliği (Ligtv 3)
16:00 Bursaspor - Orduspor (Ligtv 2)
16:30 Freiburg - Werder Bremen (TRT Haber)
18:00 Chelsea - Manchester United (Ligtv 3)
18:30 Kaiserslautern - Köln (TRT HD)
19:00 Göztepe - Çaykur Rizespor (TRT 3)
19:00 Fenerbahçe - Beşiktaş (Ligtv)
21:00 Santos - Palmeiras (Ligtv 2)
22:00 Marsilya - Lyon (Ligtv 3)
22:30 Atletico Madrid - Valencia (NTV Spor)
6 Şubat Pazartesi
20:00 Bucaspor - Sakaryaspor (TRT 3)
20:00 Eskişehirspor - Büyükşehir Belediyespor (Ligtv)
20:00 MKE Ankaragücü - Manisaspor (Ligtv 2)
22:00 Liverpool - Tottehnam (Ligtv 3)
tribundergi.com

2 Şubat 2012 Perşembe

İlker Meral ve Galatasaray-Antalya maçı


Aslında iyi bir hakem olabilirdi ama bugünden sonra işi çok zor artık Galatasaray'ı bir kez daha yaktığı için. Futbolcu kökenli hakemlerden İlker Meral. İlk piyasaya çıktığı günden beri takip ediyorum. Aslında iyi de bir kumaşı var ama 3 yıl önce Ali Güneş'in bariz pozisyonunu göremeyince gelişimi sekteye uğramış uzun bir süre de büyüklerin maçına verilmemişti. Onun yönettiği hemen her maçı takip ettim ve inanın gördüğünü çalan, futbolcularla iletişimi iyi bir hakem. Bu sezona da iyi başlamıştı aslında. MHK'nin sürekli görev verdiği bir arkadaştı ama Galatasaray-Antalyaspor maçı onun sonu olabilir. Hata yaptı mı evet. Peki çok mu fahiş bir hataydı, hayır. Maçı şöyle bir hatırlarsak; İlk yarıda Selçuk'un ceza sahasında yerde kaldığı an bana göre penaltı ama takdir hakkı kullanılmayacak bir pozisyon değil. Galatasaray'ın kazandığı penaltı da ise yardımcısına uydu. Kendisi pozisyonun çok yakınındaydı, tam inanmadı ama yardımcı ısrar edince verdi. %85 penaltı diyebilirim çünkü tam kabak gibi bir açı görmedim. Ancak en büyük hatası bu verdiği, vermediği penaltılar değildi.

Baros'un atılmadan az önceki pozisyonunda ona yapılan faulu vermedi, Baros çıldırdı , kendisini itti ama orada atamadı. Bir sonraki pozisyonda ise Galatasaraylıların anlaşılmaz bir şekilde penaltı beklediği pozisyonda hakemi taciz etmeye devam edince kırmızıyı çıkardı. Ancak keşke önce faulu görebilseydi de Baros'a kırmızı çıkarmak zorunda kalmasıydı. Sonrasında ise Sabri'nin ortasında top Musa Nizam'ın koluyla bedeni arasına sıkışıyor gibi. Gibi diyorum çünkü yine net bir açı yok. Ama benim gördüğüm kadarıyla penaltı. Ama dedim ya çalmadığı penaltılar önemli değil orada, Baros'un pozisyonu kritikti. Tabii burada kimse kusura bakmasın Galatasaraylı futbolcuların da iyi niyetli olduğunu söylemek zor. Sezon başından bu yana hakemlerin hemen her maç işini zorlaştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. İyi futbollarına yakışmıyor bence. Engin, Melo, Ujfalusi, Sabri, Baros hatta Elmander'in her maç bir vukuatı var. Hakemleri zor durumda bırakıyorlar. Bu maçta Elmander çok şanslı mesela. Hakemler göremedi Deniz'in ayağına basmasını. Bir faul oluyor, hakem veriyor. Ujfalusi sağ bekten sol açığa hakemin yanına gelip itiraz ediyor. Bu ve benzerleri uzar gider.

Şu hareketleri önümüzde ki yıl Avrupa'da biraz zor yaparlar. Çünkü ülkemizden daha beter hakemlerle de karşılaşacaklar. O yüzden bu kadar antipatik olmamaları lazım. Kabul ülkemizde iyi hakem sayısı az ama kötü niyetli hakem yok. O yüzden onları sahada ezeceklerine biraz yardımcı olmaya çalışsalar daha iyi olacak. İlker Meral bugün biraz da bu durumun kurbanı oldu. Tabii MHK'yi ayrı kutlamak lazım bu atama için. Galatasaray'ın geçmişteki iki maçında vukuatı var Meral'in. Bu maça niye veriyorsun. Ver deplasmanda ki rahat gördüğün bir Galatasaray maçına. Antalya ligimizin ısıran takımlarından biri. Niye zorluyorsun. İyi olabilecek bir hakemi daha kaybettik büyük ihtimalle.

Bu arada bir çift lafım da Ömer'e. Ya arkadaş hemen her büyük maçta skor olarak avantajlıysa inanılmaz işler yapıyorsun rakip taraftarı tahrik etmek için. Özellikle de Galatasaray maçlarında. 2-3 yıl önce de Ali Sami Yen'de ki bir maçta çıldırtmıştı taraftarı. Sana küfür ediyorlarsa tıka kulağını bak işine. Bir ederler, iki ederler. Sen tepki vermezsen de seninle uğraşmayı bırakırlar. Her Galatasaray maçında bir gerginlik yaratmayı başarıyorsun. Bu ülke insanı böyle. Maça sırf küfür etmeye giden hastalar da var. Her kulüpte böyle. Sen bak işine karışma başka şeye.